glitter textglitter textglitter textglitter text glitter textglitter text graphicsmyspaceLyrics
glitter textglitter textglitter textglitter textglitter text glitter textglitter textglitter textglitter textglitter textglitter textglitter textglitter textglitter text graphicsmyspaceLyrics
BİR İNSANIN YARINLARINI PAYLAŞACAĞI DOSTLARI OLMALI, SİZLER GİBİ

Image Hosted by ImageShack.us

NOT: PARÇLARI DİNLEMEK İÇİN PLAY DÜĞMESİNE BASINIZ. PLAY AKTİF OLUNCA ANASAYFADAKİ FON DURACAKTIR




HAYATIN ALTIN KURALLARI

*Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için
dünyayı dolaşman gerekmez.

* Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.

* Geldiğin zaman boşluk dolduran değil,
gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.

* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini
harcama ve istediğin kadar uyuma.

* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.

* "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.

* İlk görüşte aşka inan.

* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.

* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.

* Derinden ve inançla sev.

* Kırılabilirsin belki ama başka türlü de
hayatını tam yaşayamazsın.

* Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.

* İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp
onlar hakkında karar verme.

* İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.

* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver
ve bu işi yaparken kibar ol.

* Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

* Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa
gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.

* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya
büyük yatırım daima büyük risk taşır.

* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.

* Üç "S" yi unutma:
Sevgi - herkese,
Saygı - kendine, başkalarına,
Sorumluluk - tüm hareketlerin için.

* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.

* Dostun olsun istiyorsan, dost ol.

* Eğer hata yaptığını fark edersen,
hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.

* Telefonda konuşurken gülümse.
Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.

* Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen.
Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.

* Biraz yalnız kalmaya özen göster.

* Anneni say, sev, ara.

* Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.

* Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.

* Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.

* Güzel, şerefli bir hayat yaşa.
Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın.

* Allaha güven - ama arabanı kilitle.

* Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.

* Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş.

* Bilgi insanı kuşkudan,
iyilik acı çekmekten,
kararlılık korkudan kurtarır.
KONFÜÇYÜS

* Dünyaya iyi davran.

* Dua et. Büyük güç verir.

Düşün. Daha da büyük güç verir.

* İşini iyi yap.

* Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.

* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.

* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.

* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.

* Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.

* En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz,
birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.

* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için
karşılığında neler verdiğine bak.

* Ders alınmış başarısızlık başarı demektir.

* Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.

* Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına
bir gönülde buket ol.

* Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!

*Sevgi icin kollarını kapalı tutma,
sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.

* İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.


* Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..

* Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.

* Gülmek için mutluluğu bekleme,
sonra tebessüm bile edemezsin.

zindandan mehmete

13/8/2008

Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah'a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş....
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

 
NECİP FAZIL KISAKÜREK

saglık olsun alıntı

13/8/2008

SAĞLIK OLSUN

  Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
  Yarım saat erkene kurulsun saatin
  Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
  Penceyi aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
  Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
  Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
  Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
  Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
  Bak güzelim kahvaltının keyfine..
  Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
  Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
  Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle
  Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
  Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
  Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
  Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
  Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..
  Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,
  hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
  Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
  Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
  Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
  Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..
  Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
  Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
  Saklama tabakları, bardakları misafire
  Sizden ala misafir mi var bu dünyada
  Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
  Gece evinde, dostların olsun
  Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
  Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
  Ama en önce ve illaki sağlık olsun!

kadınım

13/8/2008
 

Köhne bir yük katarı gibi ayak parmaklarımızı ezerek önümüz sıra geçen bu
yorgun asır, bizim asrımız değildi.

Korkarım, tozu dumana katarak pürtelâş gelen yenisi de, o imanla
beklediğimiz ahengin asrı olmayacak.

Raylar üstünde alelade bir tımarhane bu...

... Tıklım tıkış vagonlarında vahşi bir itiş kakış; dumanında genzi yakan
bir ihtiras kokusu...

Şüphesiz zamanla bu cinnet de ufukta yitip gidecek; lakin bizim için başka
katar yok ömrümüzün içinden geçecek.

Görünen o ki kadınım, seninle biz, 'hayat' denen bu metruk peronda, üzerinde
adres yazmayan mektuplar gibi bekleşip, aşkımızı acılardan damıtarak
yaşlanacağız.
* * *
Öyle bir çağdayız ki, insanoğlu geçen asır düşünü gördüğe 'denizler altında
20 bin fersah' yolu kat edip, 'arzın merkezine' yaklaştıkça, uzaklaştı
insanlığından...

Kalabalıklaştıkça arttı kayıtsızlığın ıssızlığı...

Her bineni ise bulayan sefil bir trenle onun borsadan başka tapınak, paradan
başka tanrı tanımayan son yolcuları, kâinatın raylarındaki şiiri, ilhamı, <_script /><_script />
aşkı ezip geçti.

'Ah o gönü1 şarkıları' sustu önce...

Sonra, sevdaların ömrü kısaldı; tadı kaçtı hasretin, şehvetin harı söndü.

Sanal posta kutusu, mektubu öldürdü; bak, bir tek satır yok kalemimden sana
kalacak.

Silinip gidiyor telefondaki aşk mesajları; 'seni seviyorum', -ki amentüsüdür
itiraf gecelerinin- parfüm sıkılmış plastik bir gül dalının teybinde
tutsak...

Korkuyorum gülüm; 'Seni seviyorum' desem sana, plastik kokacak.
* * *
A kadınım,

A hüznümün bahçesi! ..

Görmem mi sanırsın; sesi kısık gözlerinin nicedir... dudakların buselere
sağır...

Oysa ben, haykırmak için sesine, solumak için nefesine muhtacım.

Bilsen neler verirdim bakışlarından o kederi silebilmek, sana itimadın
hazzını yeniden verebilmek için...

Lakin öyle bir tufana yakalandık ki, birbirimize kavuşmak için
çekiştirdiğimiz kement boğuyor bizi...

Mübadele garında saadet ülkesine kesilmiş iki biletle mecalsiz bekleşiyoruz.

Kudretim olsa, seni bu harabe istasyondan kapar, koştukça yelelerinden
takvim sayfaları uçuşan bir kısrağın terkisine attığım gibi, o çok sevdiğin
ihtişam romanlarının mağrur asrına taşırdım.

Soyunurduk bütün o delik deşik kostümlerimizden, boyası akmış
maskelerimizden... Mecburi rollerimizden...

'Devamsızlık yüzünden' tarihten kovulmuş iki muzip çocuk gibi, azad olurduk
kendimizden... Benim boynumda alıçtan kolyeler, senin tebessümünde
sümbülden gamzeler; çözüp dudaklarımızın mührünü, iç çekişlerimizi toprağa
gömer, her akşam ilk sana gülümseyen yıldızına ip dolayıp keyifle
ayaklarımızı sallandırırdık dünyaya...

Dilimizde, 'kavuşmanın tadını/ayrılık feryadını' taşıyan bir şarkıyla...

Uşşak makamında...

Can Dündar

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU

14/5/2008

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ve HÜKÜMETİMİZE DUYURU

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil ÇİÇEK, 7 Nisan 2008 Tarihli Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında özetle;

“Mevcut durumda vergi denetimlerinin dört ayrı birim tarafından yapıldığını belirterek, vergi gelirlerinin artırılması, vergi denetiminde etkinlik ve uygulama birliğinin sağlanması, denetim elemanlarının eş güdüm ve işbirliği içinde çalışmalarını sürdürebilmesi amacıyla, maliye müfettişliği, hesap uzmanlığı, gelirler kontrolörlüğü ve vergi denetmenliği unvanlarının kaldırılıp bunların ‘Vergi Denetçisi’ unvanı altında birleştirildiğine ilişkin tasarının Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını” ifade etmiştir.

Ancak, TBMM’ye sevk edilen mevcut tasarıda hükümetin açıklamalarının aksine, tek çatı altında bir denetim yapısı yerine ikili bir yapı öngörülmektedir. Bu tasarı ile gerek bilgi ve donanım gerekse sayısal bakımdan denetim gücünün büyük çoğunluğunu oluşturan ve vergi incelemelerinin yüzde doksanını gerçekleştiren 2 bin 779 vergi denetmeni söz konusu çatının dışında bırakılmış ve bu durum vergi denetmenleri camiasında büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur.

Tasarıyla oluşturulmak istenen yapının, Sayın Başbakanımızın da rahatsızlığını defalarca dile getirdiği mevcut yapısal sorunları çözemeyeceği düşünülmektedir.

Bu nedenlerle, Sayın Cemil ÇİÇEK’in açıklamalarında belirtilen yapılanmanın oluşturulabilmesi için tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, kamuoyunda yaratılan beklentilere ve Avrupa Birliği normlarına uygun, vergi denetiminde etkinlik ve verimliliği sağlayacak şekilde, Maliye’deki dört denetim biriminin aynı unvan altında birleştirilmesi amacıyla yeniden düzenleneceğini umuyor ve saygılar sunuyoruz.

VERGİ DENETMENLERİ

DERNEĞİ

9/5/2008

Image and video hosting by TinyPic

dostluklar vardır  alıntı

http://nurhan20.spaces.live.com/default.aspx?mkt=tr-TR&partner=Live.Spaces

Yüzyüze dostluklar vardır;
Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur mesela.
Ayçiçeği sabahtan akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten...

Uzak dostluklar vardır;
Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl,
birbirlerinin uzak dostlarıdır.
Dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler birbirlerine...

Sessiz dostluklar vardır;
Dilsiz bir adamla, duymayan bir başka adamın elleri arasında sessiz bir
dostluk oluşur.
Herşeyden konuşur sessizce bu eller...

Zorunlu dostluklar vardır;
Pazar ile Pazartesinin dostluğu gibi. Pazar ağır bir gündür, Pazartesi hızlı bir gün...
Ayak uyduramazlar birbirlerine. Ama dost olmak, yanyana durmak
zorundadırlar...

Uzun dostluklar vardır;
İkindi güneşinin altında uzayan gölgeler birbirlerine kavuşurlar ve
uzun boylu bir dostluk oluşur aralarında...

Günün birinde ölen dostluklar vardır;
Bir bahçe içindeki ahşap ev ile yanıbaşında duran ceviz ağacının dostluğu
gibi...

Bir gün kocaman elli adamlar ve kocaman gövdeli makineler o bahçeye girip
de, [bir süre sonra evin ve ceviz ağacının yerinde asık suratlı binalar
yükseldiği zaman ölen dostluklar...]

Vakitsiz dostluklar vardır;
Bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir gözlerimizin...
Ya da ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen
dostluktur...

Bakımsız dostluklar vardır bir de...
Zaten var, zaten dostuz deyip yıllarca bir telefonun, bir kaç cümlelik
mektubun bile çok görüldüğü dostluklar...

HİÇ BİR DOSTLUĞUN BAKIMSIZ KALMAMASI DİLEĞİYLE...

daganer resimler

18/4/2008















resim

26/3/2008

erdogan ustada

4/3/2008

 
SANA BİRAZ İZMİR GÖNDERİYORUM

 

 bol köpüklü bir yalnızlık var gözlerimde
sabıkasız bir hüzün
bakire umutlar
sansürsüz düşler var
inanabileceğin kadar dikkatli bak
gözlerimde aşk’a dair bir şeyler var

sana biraz İzmir gönderiyorum sevgilim
beni özlediğinde İzmir’in gözlerine bak

geçenlerde bir falcı kadın yanaştı yanıma
“bakayım falına, dünya güzeli” dedi
“yok ablam istemem” dedim ama
yalanda olsa duymak../..hoşuma gitti
bağışla o kadını mümkünse
ben senin güzelinim../..kadın bunu bilemedi

sana biraz İzmir gönderiyorum sevgilim
beni düşündüğünde İzmir’in güzelliğine bak

her şarkıda biraz daha ölüyorum
sakın susturma beni../..ne olur
ben ölürsem dirilebiliyorum
şarkılar tutuyor ellerimden,
çığlık çığlığa özlem kusuyorum
vakit doldu../..dön gel artık
seni dilimde bir şarkıyla bekliyorum

sana biraz İzmir gönderiyorum sevgilim
bana doğru gelirken İzmir’in göğsüne bak

mayıs’ın çocuğuyum ben../..hıdırellez’in çocuğu
bu yüzden ateşlerin üzerinden atlar durur yüreğim
saçlarım baharın rengindedir
gözlerimde toprak
ellerimde çiçekler biter
unutmayasın diye söylüyorum
bu çocuk kalmış kadının yüreği../..yüreğinden geçer

sana biraz İzmir gönderiyorum sevgilim
seni unuttuğumu düşünüyorsan eğer../..İzmir’in kalbine bak
                                                                                                           Pelin Onay





hayırlı yolculuk

31/1/2008
transport

akustik alıntı

29/1/2008



 



 



 



 

 



 

 


 

 



 

 



 



 

 



 

 



 

 

 



 

 


 


 



 

 

 



 

 

 



 

 



 

 



 

 



 

 

 



 

 

 



 

 



 

 


 

 



 

 

 



 

 

 

 


 

 

 



 

 

 

 

 



« Önceki :: Sonraki »